Bir davada tanık olarak ifade vermeniz istendiğinde, mahkemeden resmi bir çağrı (davetiye) alırsınız. Bu çağrıya uymak yasal bir zorunluluktur. Peki bu yükümlülüğü yerine getirmezseniz ne olur?
Tanıklık Bir Hak Değil, Yükümlülüktür
Türk hukukunda tanıklık, kişinin isteğine bırakılmış bir seçenek değildir. Ceza davalarında CMK m.43, hukuk davalarında ise HMK m.240 uyarınca usulüne uygun çağrılan tanık duruşmaya katılmak zorundadır. Bu yükümlülük, davacı ya da davalı olmayan sıradan vatandaşlar için de geçerlidir.
Gitmezseniz Ne Olur?
Usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya gelmeyen tanık hakkında mahkeme şu yaptırımları uygulayabilir:
- Zorla getirme kararı: Mahkeme, gelmediğiniz duruşma için kolluk aracılığıyla zorla getirilmenize karar verebilir.
- Para cezası: Mazeretsiz gelmeyen tanığa disiplin para cezası uygulanabilir.
- Gider tazminatı: Tanığın gelmemesi nedeniyle duruşmanın ertelenmesi hâlinde yol açılan giderler tanığa yükletilebilir.
Meşru Mazeretiniz Varsa Ne Yapmalısınız?
Hastalık, kaza, yakın kayıp gibi haklı bir nedeniniz varsa bunu belgeleyerek mahkemeye bildirmeniz gerekir. Mazeretiniz kabul edilirse duruşma ertelenir ve hakkınızda herhangi bir yaptırım uygulanmaz. Sessiz kalmak ise mazeret olarak değerlendirilemez.
Tanıklıktan Çekinme Hakkı
Bazı hâllerde tanıklıktan yasal olarak çekinebilirsiniz. Sanığın yakın akrabası olmanız, tanıklığın mesleki sır kapsamına girmesi ya da kendinizi suçlayacak beyan vermek zorunda kalacak olmanız bu hâller arasındadır. Bu durumda duruşmaya gidip çekinme hakkınızı mahkemede beyan etmeniz gerekir; çağrıyı tamamen görmezden gelmeniz değil.
Sonuç
Mahkemeden gelen tanıklık çağrısını dikkate almamak ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. Çağrıya uymayı düşünmüyorsanız veya nasıl hareket edeceğinizi bilmiyorsanız, duruşmadan önce bir avukattan destek almanız en doğru yaklaşımdır. İstanbul ve Üsküdar'da bu konuda hukuki danışmanlık almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yorumlar