5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesi kapsamında düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılaşmayı artık yalnızca idari bir ihlal olmaktan çıkararak cezai sorumluluk doğuran bir suç tipine dönüştürmüştür. Pek çok kişi için beklenmedik biçimde gündeme gelebilen bu suç; balkon kapatmadan kat eklemine, şantiyeye su bağlantısına kadar geniş bir yelpazede uygulanmaktadır.
Suçun Yasal Dayanağı ve Korunan Değer
TCK m. 184, Kanun'un "Topluma Karşı Suçlar" bölümünde "Çevreye Karşı Suçlar" başlığı altında yer almaktadır. Bu nedenle suçun mağduru belirli bir gerçek kişi değil; toplumun bütünü ve planlı kentleşme düzenidir. Suçla hem çevre hem de imar mevzuatının idari işleyişi korunmaktadır.
Madde 12 Ekim 2004 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önceki eylemler kapsam dışındadır.
Suçun İşleniş Biçimleri
TCK m. 184 üç temel eylem biçimini suç olarak tanımlamaktadır.
Birinci fıkra uyarınca yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ya da yaptıran kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. İkinci fıkrada ise yapı ruhsatiyesi olmaksızın başlatılan inşaatlar nedeniyle kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi aynı cezaya çarptırılır. Üçüncü fıkrada yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Suçun Konusu: Bina Kavramının Sınırları
Bu suçun en kritik unsurlarından biri, suçun konusunun yalnızca "bina" olmasıdır. İmar Kanunu m. 5'e göre bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü, insanların içine girebileceği ve çeşitli amaçlarla kullanımına özgülenmiş sabit yapıları ifade etmektedir. Bina kavramından daha geniş olan "yapı" ise bu suçun kapsamına girmez. Bu nedenle ruhsatsız yapılan bahçe duvarı, istinat duvarı, yüzme havuzu, iskele, köprü veya yol gibi yapılar suç oluşturmaz.
Suç Oluşturmayan Faaliyetler
Yargıtay içtihadı, hangi eylemlerin suç kapsamında kalmadığını da netleştirmiştir. Zemin üzerine temeli olmadan yerleştirilen büfeler ve başka bir alana taşınabilir nitelikteki prefabrik konteynerler bina sayılmaz. Taşıyıcı unsurları etkilemeyen ve ek alan kazanımı sağlamayan basit balkon kapatmaları ile bina içinde duvar örerek bölüm oluşturma da suç kapsamı dışında tutulmaktadır. Ancak balkonun duvarla örülerek odaya katılması, cam balkon ve pergole uygulamasıyla kapalı konumda ilave alan kazanılması Yargıtay tarafından suç olarak değerlendirilmektedir.
Coğrafi Uygulama Alanı
TCK m. 184/4 uyarınca suç yalnızca belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde işlenebilir. Mücavir alanda yapılan inşaat bu madde kapsamında suç teşkil etmez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024 tarihli kararında, suça konu taşınmazın mücavir alanda kaldığının iddianamedede belirtilmesi halinde belediye sınırları içinde bulunup bulunmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Manevi Unsur: Taksir Suç Oluşturmaz
Bu suç yalnızca kastla işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı inşa ettiğini bilerek hareket etmesi şarttır. Kiracının yaptığı yapıda malikin kastı yoksa malik sorumlu tutulamaz.
Ceza ve Yaptırımlar
Birinci ve ikinci fıkra kapsamında bir yıldan beş yıla, üçüncü fıkra kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suç şikayete tabi değildir; savcılık resen soruşturur. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesi, dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
Önemli bir husus olarak belirtmek gerekir: Bu suç açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadı bu yönde istikrar kazanmış olup 2024 tarihli kararlarda da teyit edilmiştir.
Etkin Pişmanlık: Davanın Düşmesi İçin Yol
TCK m. 184/5, bu suç tipinin en özgün boyutunu oluşturmaktadır. Failin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan kamu davası düşer; mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Bu hükümden yararlanabilmek için aykırılığın bizzat fail tarafından giderilmesi ya da yıkım masraflarının fail tarafından karşılanmış olması gerekmektedir. Belediyenin resen yıkım yapması etkin pişmanlık sayılmaz ve dava devam eder.
7143 sayılı Kanun kapsamında alınan Yapı Kayıt Belgesi de etkin pişmanlık olarak kabul edilmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024 tarihli kararında açıkça belirlemiştir ki Yapı Kayıt Belgesi alınması halinde kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekmekte; beraat kararı verilmesi ise hukuka aykırıdır.
12 Ekim 2004 Öncesi Yapılar
TCK m. 184/6 uyarınca maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış binalar hakkında uygulanmaz. Bu istisna yalnızca şantiyeye bağlantı izni ve sınai faaliyete müsaade etme fiillerini kapsar; birinci fıkradaki ruhsatsız yapı inşası bu istisnadan yararlanamaz.
Soruşturma Süreci
Soruşturma aşamasında taşınmazda keşif yapılması ve bilirkişi raporu alınması zorunludur. Keşif yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmaktadır. Subasman seviyesinde temel atılmış olması dahi, şüphelinin bina yapma iradesini somut olarak ortaya koyduğunda iddianame düzenlenmesi için yeterli sayılabilmektedir.
Sonuç
İmar kirliliğine neden olma suçu; büyük çaplı kaçak yapılaşmadan balkon tadilatlarına, şantiyeye bağlantı izinlerine kadar geniş bir uygulama alanı bulmaktadır. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapısı bulunan kişiler için en etkili çözüm yolu, TCK m. 184/5 kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak yapıyı yasal hale getirmek ya da aykırı kısımları yıkmaktır. Bu sürecin savcılık soruşturması başlamadan önce tamamlanması büyük avantaj sağlamaktadır. İstanbul ve Üsküdar'da imar hukuku ve ceza süreçlerinde hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!