Alkollü araç kullanımı nedeniyle uygulanan idari yaptırımlarda, alkolmetre cihazı ile yapılan ölçüm esas alınmaktadır. Ancak uygulamada bu ölçümlerin her zaman kesin ve hatasız sonuç vermediği, sürücüler açısından ciddi hak kayıplarına yol açabildiği görülmektedir.
Özellikle sürücünün alkol almadığını beyan etmesine rağmen yüksek promil çıktığı durumlarda, ölçüm sonucuna itiraz edilmesi büyük önem taşır. Her ne kadar uygulamada kolluk kuvvetleri sürücüyü her zaman hastaneye sevk etmese de, kişi kendi imkânlarıyla derhal bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan testi yaptırabilir ve bu sonucu delil olarak kullanabilir.
Bilimsel veriler ve Adli Tıp uygulamalarına göre, kandaki alkol oranının saatte yaklaşık 0,12 – 0,20 promil (ortalama 0,15 promil) oranında azaldığı kabul edilmektedir. Bu nedenle, olaydan belirli bir süre sonra yapılan kan testi sonucuna, geçen süreye göre geriye dönük hesaplama yapılarak olay anındaki alkol oranı tespit edilebilmektedir.
Nitekim Danıştay kararlarında da, sürücünün kendi imkânlarıyla aldığı hastane raporlarının dikkate alınması gerektiği ve iki ölçüm arasındaki süre gözetilerek yapılan hesaplama sonucunda ilk ölçümün hatalı olduğunun ortaya konulabileceği açıkça kabul edilmektedir.
Sonuç olarak, alkolmetre ölçümünün hatalı olduğunu düşünen sürücünün zaman kaybetmeden kan testi yaptırması ve bu veriler ışığında hukuki itiraz yoluna başvurması, ehliyete el konulması ve idari para cezası gibi yaptırımların iptali açısından belirleyici olabilir.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!